Kıska(n)ç
ve
birazdan bitecek gün,
içinde
hapsettiğini beraat edip...
savunduklarıyla avunacak gardiyan,
elleri
kirli...
kurt
olacak birimiz,
diğerimiz
yüze kadar sayacak...
ben,
düşürüp yere dizlerimi,
kanatacağım;
sen,
ağlayacaksın saklı durarak...
ben, seni
saklayacağım gözlerimde;
bir
şairin dizelerinde,
kimseler
görmeyecek;
kurt
bile...
kıskanıp
o şâiri
kısık bir
sesle,
kalbimdeki yerini söyleyeceğim ebeye.
uçurtmalar olacak gökyüzünde,
kuyruğunda şeytansı bir güç
ama
nafile...
günah
sayılacak hepsi,
günah...
gökyüzü
kaybedince maviliğini,
kimseler
bilmeyecek renkleri;
ressamların tuvalinde.
elimde
bir ayna,
dolaşacağım...
kaybedince hüzünleri,
renkler
kuşanacağım;
ışıldayan
yüzünde.
uçurtmalar konacak pencereme,
kuyruğunda sen
ama
nafile...
madde
madde sıralıyorum şimdilerde;
eskiyecek
ne varsa geçmişimde.
kapatınca
gözlerimi, yumunca,
geçmişim
şâha kalkacak, durduğu yerde.
alnımın
akı, temize çıkmışlığım...
yüreğinde
yaralarla dolaşanım...
sabrımın
hazin sesli sanatçısı...
gözümün
nuru, kendime gelenim...
zifiri
karanlıkta kaldım,
odamda
derin mazi.
kalbim,
ayazda üşüttü hislerini.
el, çekip
gidince sızımdan,
boşa
savurdum iliklediğim şiiri.
ve kavga
ve telâş
ve
ıssızlığın yalnızlık girdabı...
el desem
değil, akşamüstleri;
çöküyor
çünkü sığıntı karanlık
ve
sabahın şafağı...
yol
yordam bilmeden geçtiğim,
üstüne
kanımı serptiğim eski zaman gençliğim...
damar
damar,
ıslak
ıslak,
yavaş
yavaş...
eriyor;
kendine döner gibi...